Kanye West film çekmeyi planlıyor

Kanye West film çekmeyi planlıyor

Ünlü rapçinin ekibi Abu Dhabi, Dubai ve Katar yönetimleriyle filmin prodüksiyonu için yazışmalara başlamış. Kanye West film projesinin detaylarını henüz açıklamadı ama tahminlere göre Kanye West’in amacı Orta Doğu’daki yaşam tarzını anlatmak ve doğuya karşı olan yanlış anlamaları ortadan kaldırmak.

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Dar giyecekler reflüye neden oluyor mu

Dar giyecekler reflüye neden oluyor mu

Yemek borusu boğazdan mideye kadar ilerleyen erişkinlerde ortalama 25 cm boyunda tüp şeklinde bir organdır. Görevi gıdaların ağızdan mideye nakledilmesidir. Mideyle birleştiği yerde yani alt ucunda buradaki kas yapılarının özelleşmesiyle ortaya çıkan ve normalde kapalı olan bir çeşit kapak sistemi bulunur. Sadece gıdaların mideye geçişi sırasında açılmalıdır. Böylece gıdaların ve midede bulunan asit ve diğer sindirimden sorumlu maddelerin yemek borusuna geri kaçarak hasar oluşturması engellenir. Alt uçtaki bu kapak dışarıdan karın ve göğüs boşluğunu ayıran diyafragma tarafından sarılır. Böylece ikili bir engelle yukarı kaçış engellenir. Hatırlanması gereken bir nokta mide ve yemek borusu hücre yapılarının tamamen farklı olmasıdır.Eğer geri kaçış uzun süreli olur ve tedavi edilmezse yemek borusu hasar görür.

Reflüye neden olan faktörler:

* Mide fıtığı oluşması midenin bir kısmının diyafragmadaki küçük bir delik aracılığı ile karın boşluğundan göğüs boşluğuna yer değiştirmesidir. Genellikle uzun süreli reflü sonucu yemek borusunun kısalmasıyla mideyi yukarı çekmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Mide fıtığı bir kere ortaya çıktı mı kendiliğinden veya ilaçla düzelmez.Mide fıtığının en önemli nedenlerinden biride karın içi basıncının artarak (dar pantolon ve korseler) mideyi ve içeriğini yukarı doğru itmesidir.

* Yemek borusu alt ucundaki kapağın yetersizliği ve açık kalması.

* Yemek borusu kasılma bozuklukları.

* Dış faktörler: Alkol, sigara, ilaçlar, sıcak içecekler, aşırı yoğun içecek ve gıdalar, yaşlılık,dar giyecekler.

* Mide boşalımının gecikmesi: Gıdaların ve asidin midede uzun süre kalması kolay boşalamayan mideden yukarıya kaçmasına neden olabilir. Dar kıyafetler mide boşalımınıda geciktirir.

Dr. Sadi Rüştü Vural

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Alessandra Ambrosio’ya kim hamile der

Alessandra Ambrosio’ya kim hamile der

Victoria’s Secret mankenlerinden Alessandra Ambrosio, ikinci kez anne olmak için gün sayıyor. Ancak güzel mankeni görüp de hamile olduğunu anlamak neredeyse imkansız!

Karnının biraz irileşmesi dışında vücudunda hiçbir değişiklik olmayan Ambrosio, nişanlısı Jamie Mazur ile önceki gün Malibu’da görüntülendi.

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Madonna’nın İstanbul konseri kesinleşti

Madonna’nın İstanbul konseri kesinleşti

Daha önce İstanbul’da konser vereceği açıklanan Madonna’nın 7 Haziran 2012′de TT Arena’da sahneye çıkacağı kesinleşti.

Yıllardır beklenen ve şehir efsanesine dönüşen Madonna’nın İstanbul konseri sonunda resmi olarak da açıklandı.

Daha önce, pop ikonunun bu yaz Türkiye’ye geleceği belli olmuş ama resmi sitesindeki programda İstanbul yer almamıştı.

Şimdiyse Madonna’nın sitesinde yer alan 2012 Dünya Turu programında 7 Haziran 2012′de İstanbul, TT Arena’da sahne alacağı kesinleşti.

Müziğin yaşayan efsanelerinden Madonna’nın konserinin şimdiden 2012′nin en önemli olaylarından biri olacağı kesin.

İLK VE TEK KEZ 1993′TE GELDİ

Popun kraliçesi Türkiye’ye ilk ve tek kez 1993 yılındaki The Girlie Show Tour ile geldi. İstanbul’daki konserde Yonca Evcimik ve Kenan Doğulu ön sanatçı olarak çıktı.

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Obeziteden koruyor

Obeziteden koruyor

Bilim adamları, bebeklerde anne sütünden veya biberon mamasından katı gıdaya geçişte çocuğu kaşıkla beslemek yerine minik parçalar halinde verilen yemeği kendi elleriyle yemesinin, çocuğu şişmanlık ve obeziteden koruduğunu bildirdi.

İngiliz bilim adamları, sonuçları British Medical Journal’da yayımlanan araştırmalarında, ek gıdaya başlarken püre şeklindeki gıda kaşıkla verilen bebeklerin, önlerine konulan küçük parça halindeki gıdayı kendisi yiyen çocuklara oranla şişman olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu tespit etti.

Bilim adamları, kaşıkla beslenen bebeklerin ileride şekerli yiyecekleri daha çok sevdiğini belirtti.

AA

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Anıl İlter baba oldu

Anıl İlter baba oldu

KADINVEKADIN.net/ÖZEL


Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde İnci Hoca’nın eşini canlandıran yakışıklı oyuncu Anıl İlter baba oldu.

En son TRT Haber’de ‘Yüzde Yüz Haber’ programıyla ekranlara gelen yakışıklı oyuncu kız babası olmanın heyecanını yaşıyor.

DİZİ EKİBİ YALNIZ BIRAKMADI

BKM Mutfak oyuncusu Büşra Pekin ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki oyuncularından Aras Bulut İğnemli ve Tolga Güleç bu mutlu gününde sevilen oyuncuyu yalnız bırakmadı.

Biz de Ensonhaber ailesi olarak Anıl&İpek İlter çiftine Nil bebekle sağlıklı mutlu bir ömür dileriz.

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Düşük sonrası kadın psikolojisi

Düşük sonrası kadın psikolojisi

Toplumların kültürlerinde anneliğe ve anne olan kadınlara verilen değer, statü ve kutsallık duygusu temel olarak üremeyi ve insan neslinin devamını sağlaması bakımından son derece teşvik edici bir tutumdur. Hamileliğin ne kadar kolay geçerse geçsin aslında ciddi anlamda fizyolojik ve psikolojik değişimler getirdiğini ve doğumdan sonra da farklı boyutlara ulaşmasıyla beraber önemli bir süreç olduğunu biliyoruz. Hamileliğin ardından kucağa alınacak minik bebek daha önceden kadın ve erkek olan rolleri bir anda anne baba konumuna yükseltecek ve eşler bebekle beraber çoğalmanın ve aile olmanın keyfini ve mutluluğunu yaşayacaklardır. Bütün bu duygu durumlarıyla beraber hamilelik döneminin bitmesini beklerken bazen her şey tersine döner ve hamilelik beklenmedik biçimde düşükle sonlanabilir.

DÜŞÜK VÜCUDUN BİR SEÇİMİ

Düşük, hamileliğin genellikle 20 haftadan önce kendiliğinden sona ermesi olarak tanımlanır ve hamilelerin % 10 ile % 25′inde düşük görülür. Aslında düşükleri vücudun bir seçimi, elemesi olarak görmek de mümkündür. Bazen sorunlu hamileliklerde annenin bedeni bu hamileliği sonlandırabilir. Ancak bazen ortada bir neden yokken ya da kaza, hastalık gibi beklenmedik durumlarda da düşük ortaya çıkabilir. Fizyolojik olarak sevimsiz ve sıkıntılı bir olaydır ama asıl sıkıntı psikolojik olarak yaşanır. Özellikle hamilelik süreci ne kadar ilerlemişse eşlerin yaşayacağı stres, hayal kırıklığı ve üzüntü o kadar yoğun olacaktır. Hamileliğin ilk haftalarında yaşanan düşükler de çok üzücüdür ama henüz tam olarak oluşmamış bir bebek olması nedeniyle genellikle daha kolay atlatılırlar. Ancak uzun tedaviler ve uğraşlar sonucu elde edilmiş bir hamileliğin ilk günü dahi olsa kaybedilen bir bebek, anne baba adayı için oldukça kötü bir deneyimdir ve hamileliğin ilerlemiş aşamalarındaki düşükler kadar can yakıcı olabilir. Ailenin yaşayan bir üyesini kaybetmiş kadar hüzünlü ve üzücü olarak algılanabilir. Bebeğin doğmadan kaybedilmesi her iki eşi aynı şekilde üzüyor olsa da daha ağır duygusal çöküntüleri yaşayanların kadınlar olduğu unutulmamalıdır. Kadınlar başlarına gelen böylesi üzücü bir duygu durumunda kendi kendilerini sorguluyor, eleştiriyor ve suçluyorlar. Yeniden çocuğu olmayacağını düşünen, umutsuzluğa kapılan bir çok kadın hemen önlem alınmazsa, travma sonrası stres bozukluğu ya da depresyon yaşamaya başlıyor.

Anne adayının bin bir hayal kurduğu, doğmadan geleceği üzerine planlar yaptığı bebeğini kaybetmesi tam anlamıyla bir travma etkisi yapıyor. Düşük yaşayan her kadın az ya da çok sarsılıyor. Kimi kadınlar durumu daha çabuk atlatırlarken kimi kadınlar ağır psikolojik sorunlar yaşayabiliyorlar. Durumun boyutunu belirleyen pek çok farklı etken var aslında:
-Kıymetli bebek olarak tanımlanan ve aşılama ya da tüp bebek yöntemleri gibi tedaviler sonucu elde edilmiş hamileliklerde,
-Anne adayının kendi sağlık sorunları nedeniyle hamileliğe izin verilmemesi veya başka hamileliklerin riskli olması durumunda,
-Kadının ileri yaşta olması ya da tekrar hamilelik şansının düşük olması halinde,
-Aile içinde ve eşler arasında gergin, çatışmalı bir ilişkinin varlığında,
-Anne adayının depresyon geçirmiş olması ya da ruhsal bazı problemlerinin bulunması durumunda, yaşanan bir düşük halinde ortaya çıkan tepkinin dozu artabiliyor.

Kadınların bebeklerini kaybetmeleri, bazen eşler arasındaki ilişkiyi de olumsuz şekilde etkiliyor. Özellikle kendine dönük suçlayıcı, öfke dolu, acımasız eleştirilerde bulunan anne adayı, düşükten dolayı kendisini ve kendi bedenini o kadar çok sorumlu tutuyor ki, eşini de kendisinden uzaklaştırıyor. Hiçbir teselliye ya da olumlu beklentiye izin vermiyor.

Yaşanan üzüntü nedeniyle ortaya çıkan stres ve depresif duygu durumu bazen aylarca sürebiliyor. Depresyon düzeyi, kadının yaşına, durumuna, hamilelik süresine bağlı olarak değişkenlik gösterse de, kadınlar düşük nedeniyle son derece olumsuz etkileniyorlar ve eğer belirtileri ciddiye alıp, tedaviye başlamazlarsa, sorun giderek büyüyüp kronikleşebiliyor.
Bebeklerini kaybeden ve bu olay nedeniyle depresyon gibi psikolojik sorunlar yaşayan kadınların durumu incelendiğinde ,

-Düşükten dolayı kendilerini suçladıkları,
-Duygusal dirençlerinin zayıf olduğu,
-Olaylara bakış açılarının olumsuz olduğu,
-Mücadele becerilerinin yetersiz olduğu,
-Genellikle ekonomik düzeylerinin ortalamanın altında kaldığı,
-Sosyal anlamda destek bulamadıkları,
-Düşükten sonraki bir yıl içinde yeniden hamile kalamadıkları görülmüştür.

Yine, düşük sonrası kadının yaşadığı sorunlara karşı duyarlı bir çevre, sosyal ve psikolojik destek, ilgili bir eş depresyonun olumsuz etkilerini azaltmakta ve kadının hayata daha sıkı tutunmasına yardımcı olmaktadır. Özellikle yoğun kaygı, öfke, suçluluk, özgüven kaybı gibi duygular azalmaya başlar ve kaybın kişiselleştirilmesi durumu hafifler.

Düşük sonrası en belirgin durum yaşanan kaybın kişiye özelmiş gibi algılanmasıdır. Bu durum da zaten depresyonun ilk adımlarıdır. Dünyaya getirmeye hazırlandığı bebeğini kaybetmek, özellikle ilerleyen hamilelik dönemlerinde elbette son derece üzüntü verici bir durumdur. Normal olarak üzüntünün yaşanması gerekir ve bu dönem kısa süreli bir yas dönemi olmalıdır. Eğer aylarca süren bir üzüntü durumu yaşanıyorsa, profesyonel destek alınmalı, mutlaka tedavi yoluna gidilmelidir.

Hamilelikler her zaman sağlıklı doğumla sonuçlanmıyor maalesef. Hatta bir çok kadın hamile olduğunu bile anlamadan düşük yapıyor ve yaptığı düşüğü de fark etmiyor. Bu durum kadın vücudunun ve doğanın muhteşem bir dengesi aslında. Buna ‘doğal eleme’ deniyor. Genellikle bebeğin oluşumunda ve gelişiminde bir sorun olduğunda vücut normal dışı bir gelişim olması nedeniyle hamileliğin ilk haftalarında yanlış gelişen canlıyı yok ediyor.Bir çok anne adayı durumu fark etmediği için herhangi bir psikolojik sorun da yaşamıyor.Kadın bedeni sonraki hamilelikler için hazırlanmaya devam ediyor. Düşükler sonrasında hem anneyi, hem de yakın çevredeki bireyleri en zorlayan durum da bu oluyor. Anne adayı kendisine olan güvenini kaybedip, durumu tamamen kendi suçu ve sorumluluğu olarak görüyor. Olumsuz duygu durumlarının yol açtığı en önemli sorun tam bu noktada başlıyor. Bu kadar yoğun yaşanan düşük sonrası üzüntü durumu nedeniyle bilincinde olmadan, olası hamileliklerin de önü kesiliyor. Sıklıkla duyduğumuz ‘ sebebi bilinmeyen’, herhangi bir fiziksel soruna dayanmayan kısırlıkların bir çoğunun ardında anne adayının yaşadığı stres faktörü etkili oluyor. Stres ve özgüven kaybı nedeniyle kadın bir daha çocuğu olmayacağı ya da tekrar düşük yapacağı endişesi yaşıyor. Bu endişe durumu yeni hamilelikleri engelleyebiliyor.

Dolayısıyla düşük, sevimsiz bir durum olmakla beraber, her kadını ve her hamilelik sürecini tehdit eden bir sorun. Olayı kişisel mesele olarak görmekten çok sadece duruma özgü ve herkesin başına gelebilen, pek çok kadının yaşadığı ortak bir sorun olarak görmekte fayda var.

Bu kaygıyla yaşamak ve hayatı zorlaştırmak yerine, önceden önlemleri almak ve olayın derinleşip kökleşmesine izin vermeden yardım almak en sağlıklı yoldur.

Psk. Serap DUYGULU

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Kadın Filmleri 10 yaşında

Kadın Filmleri 10 yaşında

Festival 9–19 Mart’ta İstanbul’da olacak, ardından Van Kadın Derneği (VAKAD) ortaklığıyla prefabrikler, çadır kentlerde de olsa Van’da, Yüksekova Kadın Derneği ortaklığıyla Hakkari’de, Çanakkale El Emeğini Değerlendirme Derneği (ELDER) ortaklığıyla Çanakkale’de sürecek.

• Festival, yirmiyi aşkın ülkeden yetmişin üzerinde filmle, dünyanın farklı ülkelerinden konuklar, tema bölümleri, toplu gösterimler, panel, konferans ve atölyelerle ve elbette 10 yıldır festivale gelen ve destek olan sizlerle birlikte 10. yılını kutluyor.

• Feminist Sinemanın 100 Filmmor’un 10. Yılı (Elem Tere Fiş Kem Gözlere Şiş) Seçkisi 10. Filmmor Kadın Filmleri Festivalinde!

Kadınlar 100 yılı aşkın süredir sinema yapıyor. Filmmor Kadın Filmleri Festivali de feminist sinemanın yüz yılına ve kendi on yılına gönençle geleceğe umutla bakıyor.

Sinema tarihinin ilk kurmaca filmini çeken Alice Guy-Blache filmlerinden başlayarak Marleen Gorris’e uzanan bir seçkiyle feminist sinemayı var eden, feminist sinemanın yüzakı yönetmenlerinin filmlerini Feminist Sinemanın 100 Yılı Filmmor’un 10 Yılı özel seçkisinde buluşturuyor.

• Festival, 10. yılının gönenç ve umudunu dünyanın dört bir yanından kadın sinemacılarla paylaşıyor.
Festival 10. yıl coşkusunu feminist sinemayı var eden ve kadınların sinemasının önünü açan kadın yönetmenlerle paylaşacak. Dünyanın yarısında ama sinemanın yüzde beşinde yer alan kadınlar festivalin konuğu olacak. Türkiye’de ve dünyada feminist sinemanın oluşmasına katkılarından dolayı 10 kadın yönetmen/sinemacı/feminist Filmmor’un konuğu olup açılış töreninde plaketlerini alacaklar.

• Festivalde her yıl olduğu gibi bu yıl da dünyanın farklı ülkelerinden kadınların kısa / uzun, belgesel / kurmaca / animasyon / deneysel filmleri Kadınların Sineması bölümünde yer alıyor.

• Tutkuyu Filme Almak (Filming Desire) filmi ile festivalde daha önce yer alan Marie Mandy bu yıl toplu gösterimiyle festivale konuk oluyor.

• Tunus’un Yaseminleri bölümünde Tunus’tan kadın yönetmenlerin filmleri ve Cins-iyet-ler bölümünde cinsiyet ve cinsel kimlik meselelerine dair filmler yer alıyor.

Festival; açılış/kapanış törenleri, 4. Altın Bamya Ödülleri, yönetmenlerle söyleşiler, atölye, panel ve diğer etkinliklerle birlikte dört ilde sizlerle birlikte olacak.

Festivalde birlikte olmak 10. yılımızı hep birlikte kutlamak dileğiyle…

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Kar körlüğüne dikkat

Kar körlüğüne dikkat

Türkiye’nin dört bir yanını etkisi altına alan kar yağışı beraberinde bazı sorunların yaşanmasına sebep oluyor. Özellikle karın ardından güneşin açması, önlem alınmazsa kar körlüğüne davetiye çıkarıyor. Kar körlüğünün güneşten gelen ultraviole ışınlarının kar ya da buzla kaplı alanlarda yansıyarak cilt yanığı gibi gözün kornea tabakasında çatlama oluşturabileceği ifade ediliyor.

Op. Dr. Haluk Talu, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı: “Gözde belirtiler güneşle temastan 6 ile 12 saat sonra başlıyor. İlk belirtisi gözde kum tanesi varmış gibi batmalar oluyor. Rahatsızlık, ağrı, ışığa karşı aşırı derecede hassaslaşma oluyor ve gözlerden sürekli yaş geliyor. Kapaklar istemsiz kasılıyor ve görme azalması yaşanıyor.

Kar körlüğünün etkisini birkaç gün içerisinde yitirdiğini belirten Talu, hastalığın tedavi edilmediği takdirde gözde yarattığı ağrılarının rahatsız edici boyutlara ulaşacağını dile getirdi. Talu, “Öncelikle gözün mümkünse tuzlu, suyla yıkanması ve yoğun göz yaşı tedavisi gerekiyor. Göz pansumanla kapatılabilir ya da göz kapaklarının üzerine soğuk kompres uygulanabilir. Ancak kesinlikle göz kapakları oluşturulmamalıdır.” diye konuştu.

Kar körlüğüne karşı alınacak en etkin önlemin yüzde yüz ultraviole koruyuculuğu özellikli güneş gözlükleri kullanmak olduğunu aktaran Talu, kar körlüğüne karşı şu uyarılarda bulundu: “Işık yansımasına çıplak gözle bakılmamalı. Gözlük olmadığı zamanlarda ise gözün karla temas etmesini önlemek için mümkün olduğunca etrafta bulunan koyu renklere bakılmalı. Ayrıca göz kuruluğu olduğu bilinen kişilerin soğuk havalarda gözyaşı tedavilerini ihmal etmemeleri gereklidir.

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Johnny Depp’ten yeni film: Dark Shadows

Johnny Depp’ten yeni film: Dark Shadows

KADINVEKADIN.net/Dış Haber

Tim Burton’ın yönetmenliğini yaptığı Dark Shadow filminde 48 yaşındaki Johnny Deep, Barnabas Collins adında bir vampiri canlandırıyor. Dark Shadow isimli kültleşmiş televizyon dizisinin bir uyarlaması olan film, Johnny Deep’in canlandırdığı vampir karakteri ve onun etrafındaki cadılar, kurtadamlar ve hayaletler etrafında geçiyor. Film ülkemizde 11 Mayıs’ta gösterime girecek.

 

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk
  • Page 1 of 2
  • 1
  • 2
  • >
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
reklam
reklam