Obeziteden koruyor

Obeziteden koruyor

Bilim adamları, bebeklerde anne sütünden veya biberon mamasından katı gıdaya geçişte çocuğu kaşıkla beslemek yerine minik parçalar halinde verilen yemeği kendi elleriyle yemesinin, çocuğu şişmanlık ve obeziteden koruduğunu bildirdi.

İngiliz bilim adamları, sonuçları British Medical Journal’da yayımlanan araştırmalarında, ek gıdaya başlarken püre şeklindeki gıda kaşıkla verilen bebeklerin, önlerine konulan küçük parça halindeki gıdayı kendisi yiyen çocuklara oranla şişman olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu tespit etti.

Bilim adamları, kaşıkla beslenen bebeklerin ileride şekerli yiyecekleri daha çok sevdiğini belirtti.

AA

7 Şubat 2012
Okunma
bosluk

Anıl İlter baba oldu

Anıl İlter baba oldu

KADINVEKADIN.net/ÖZEL


Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde İnci Hoca’nın eşini canlandıran yakışıklı oyuncu Anıl İlter baba oldu.

En son TRT Haber’de ‘Yüzde Yüz Haber’ programıyla ekranlara gelen yakışıklı oyuncu kız babası olmanın heyecanını yaşıyor.

DİZİ EKİBİ YALNIZ BIRAKMADI

BKM Mutfak oyuncusu Büşra Pekin ve Öyle Bir Geçer Zaman Ki oyuncularından Aras Bulut İğnemli ve Tolga Güleç bu mutlu gününde sevilen oyuncuyu yalnız bırakmadı.

Biz de Ensonhaber ailesi olarak Anıl&İpek İlter çiftine Nil bebekle sağlıklı mutlu bir ömür dileriz.

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Menopozu hafif atlatmanın anahtarı: Bitkisel östrojenler

Menopozu hafif atlatmanın anahtarı: Bitkisel östrojenler

Günümüz tıbbında yapılan araştırmalar sonucu yiyeceklerin sadece günlük ihtiyacımız olan enerjiyi, vitamini ve minerali içermediğini, aynı zamanda bazı yiyeceklerin bazı hastalık gurubuna karşı koruyucu oldukları gösterilmiştir…

Beslenmenin yanı sıra vücudumuza olumlu katkıları olan böyle besinlere fonksiyonel besinler denir. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya fonksiyonel besinlerle ilgili bilgi veriyor.

Fonksiyonel besinler, hiç işlem görmemiş doğal bir besin olabileceği gibi fonksiyonel bir besinle zenginleştirilmiş bir besin de olabilir. Örneğin omega-3′ü direkt balıktan alabileceğimiz gibi, omega-3′le zenginleştirilmiş yem yiyen tavukların ürettiği Omega-3′lü yumurtaları yiyerek de alabiliriz. Fonksiyonel besinler direkt olarak ilaç yerine geçmez ancak uzun vadeli düzenli kullanımlarında kalp hastalıkları, kemik erimesi, tiroid hastalıkları ve bazı kanser türlerine karşı koruyucu oldukları bilinmektedir.

MENOPOZU HAFİF ATLATMANIN ANAHTARI: BİTKİSEL ÖSTROJENLER

BİTKİSEL ÖSTROJENLER (FİTOÖSTROJENLER):

Vücudumuzdaki östrojen hormonu; kadın ve erkekte üreme sisteminin işleyişinde, kemik sağlığında, kalp-damar sisteminde, çeşitli kanserlere karşı vücudu korumada, derinin parlaklığı ve gençliğinde önemli rol oynar. Belirli bir yaştan sonra östrojenin azalması ile bu sistemlerde yavaşlama ve çeşitli hastalıklara karşı yatkınlık artar.
Fitoöstrojenler hem östrojen benzeri hem de östrojene karşıt etki yaparlar. Yani vücutta aşırı östrojen varsa östrojen reseptörlerine bağlanarak östrojenin fazla etkisini giderirler, vücutta az östrojen varsa östrojen gibi etki gösterirler.

Fitoöstrojenlerin en yaygın iki grubu; İzoflavonlar ve lignanlardır. İzoflavonlar özellikle soya fasulyesi, kuru fasulye, mercimek, bezelye, sebze, çay ve şarapta bulunur. Lignanlar ise; tüm tahıl ürünleri, keten tohumu, susam, ay çekirdeği, yer fıstığı, zeytin gibi yağlı yemişler, kiraz, şeftali, erik, elma, armut, havuç, brokoli, soğan, sarımsak, rezene, ahududu, böğürtlen ve şerbetçiotunda bulunur. Bira yapımında şerbetçiotu kullanıldığından dolayı bira da lignan bakımından zengindir.
Genel olarak ister izoflavon olsun ister lignan olsun bitkisel östrojenler hormon bağımlı kanserlerin (meme, rahim, testis ve prostat kanseri gibi ) gelişmesini önler. Ancak meme kanseri tanısı almış bir hastaya fitoöstrojen verilmemelidir.

Fitoöstrojen çok kuvvetli antioksidanlardır. Menopoz sonrası ortaya çıkan kemik erimesinin esas nedeni vücuttaki östrojen eksikliğidir. 6 Ay süre ile günde 40 gram soya proteini tüketimi; Kemik mineral dansitesini artırır. Sadece günde 25 gram soya proteini tüketimi bile kötü kolesterol olan LDL’yi %12,9 oranında azaltır, iyi kolesterol olan HDL’yi ise %2,4 oranında bir artırır. Koroner kalp hastalıklarından korur. Aynı zamanda menopozdan sonra ortaya çıkan sıcak basması, terleme, sinirlilik gibi semptomları da azaltır.

Asyalı kadınlarda; meme kanserinin, kemik erimesinin, kalp-damar hastalıklarının ve menopoz semptomlarının batılı hemcinslerine göre daha az görülmesinin nedeni soya proteinini temel besin maddesi olarak kullanmalarından kaynaklanmaktadır.

Ancak gerek menopoz olsun gerek kalp damar hastalıkları olsun gerek yukarıda bahsettiğimiz diğer hastalıklar olsun tek başına fitoöstrojen kullanmak bu hastalıkları tedavi etmez. Tıbbi tedavi ve fitoöstrojen kullanım gerekliliğine doktorunuz karar vermelidir.

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk

Çocuklarda öksürüğün nedenleri

Çocuklarda öksürüğün nedenleri

Özellikle bahar ve kış aylarında bazı anne-babaların kâbusu olur çocuklarının inatçı öksürükleri. Hatta arkadaşlar ve komşular bile duruma el koyabilir: “Şu çocuğu bir de filanca doktora götürün!”

Medicana Çamlıca Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr Ali Şal; solunum yollarının bir korunma refleksi olan “öksürüğün” çoğunlukla basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun belirtisi olduğunu belirterek şöyle devam etti:

“Üst solunum yolu enfeksiyonudur”

“Okul mevsiminin başlamasıyla birlikte ayda 1-2 kez tekrarlayan, burun akıntısı, aksırık ve bazen ateşle birlikte başlayan kuru öksürük 5-10 gün içinde hafifler, ancak tam kaybolmadan yeni bir burun akıntısı ve aksırık belirtileri ile yeniden başlar, bu durum kış boyunca devam eder. Ebeveyn bu durumu iyileşmeyen bir akciğer hastalığı olarak yorumlayabilir. Hâlbuki her öksürük dönemi farklı bir solunum yolu virüsüne bağlı bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Bu dönemlerde hastanın muayenesinde orta kulak iltihabı, sinüzit veya zatürre gibi bir komplikasyon saptanmamışsa antibiyotik tedavisi gereksiz ve etkisizdir, hastalık süresini kısaltmaz, bakteriyel komplikasyonları da önlemediği gösterilmiştir.

Öksürük, 10 günden uzun sürüyorsa…

Bir viral üst solunum yolu enfeksiyon sırasında 7-10 günden uzun süren ve şiddetinde hafifleme olmayan öksürük, burun/geniz akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi belirtiler akut sinüziti, 10 günden uzun süren inatçı kuru ve şiddetli öksürükler aşısız bebeklerde boğmaca sendromunu düşündürmelidir. Her viral üst solunum yolu enfeksiyon sırasında veya sonrasında ortaya çıkan ve bazen nefes darlığı ile birlikte olan hışıltılı solunum, çocukluk çağı astımı veya hava yolu reaktivitesine yol açan mide-yemek borusu reflüsü gibi diğer hastalıkları düşündürmelidir. ‘Havlama sesine benzeyen’ boğuk sesle öksürük, ses kısıklığı, nefes almada zorluk ve/veya nefes alırken “ötme sesi” gibi belirtiler kurup sendromunu, en sıklıkla akut larenjiti düşündürür. Ateş, halsizlik, iştahsızlık, nefes darlığı, karın veya göğüs ağrısı, kusma gibi belirtiler zatürreyi düşündürmelidir. Bir viral üst solunum yolu enfeksiyon sırasında başlangıçta düşen ateşin birkaç gün sonra tekrar yükselmesi, öksürüğün sebat etmesi veya artması, veya nefes darlığının başlaması da zatürreyi hatıra getirmelidir. 15 günden uzun süren, geceleri artan ardışık şiddetli kuru öksürük nöbetleri özellikle 6 ayın altında ve 8 yaşın üstündeki bebek ve çocuklarda boğmacayı da düşündürmelidir.”

Dr. Ali Şal, inatçı ve sıra dışı öksürükleri olanların, özellikle çocukların %7-15′inde rastlanan çocukluk çağı astımı açısından çocuk alerji uzmanları tarafından değerlendirilmesinin uygun olacağı konusunda uyarıyor.

21 Ocak 2012
Okunma
bosluk
 Son Yazılar FriendFeed
reklam
reklam
reklam